16.2.15

Bilişim ve Etik

Etik Nedir?

Etik kelimesi, köken olarak Yunan dilinde karakter anlamına gelen "Ethos" kelimesinden türetilmiştir. Anlam olarak etik için yapılmış tanımlardan bazıları şu şekilde derlenebilir:

"Etik, iyi ve doğru, mutlak iyi ve mutlak doğru olup olmadığını, varsa buna ulaşılıp ulaşılamayacağını araştıran zihinsel çabadır. Etik, istenen bir yaşamın anlaşılması, araştırılması, neyin yapılıp neyin yapılamayacağının, neyin istenilip neyin istenilemeyeceğinin belirlenmeye çalışılmasıdır." [1]

"Etik, kuram oluşturma amacıyla geliştirilmiş, salt entelektüel bir doyuma hizmet eden zihinsel bir çalışma olmayıp, en başta düşünce ile eylem ilişkisidir; diğer deyişle etik aracılığıyla aktarılan bilgi salt kuramsal olmayıp pratiğe aktarılan, sadece pratikte varlık gösteren “eylem üretici bilgi”dir." [2]

"Etik, insanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları, doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan araştıran bir felsefe disiplinidir." [3]

"Etik, her şeyden önce istenilecek bir yaşamın araştırılması ve anlaşılmasıdır. Daha geniş bir bakış açısı ile, bütün etkinlik ve amaçların yerli yerine konulması; neyin yapılacağı ya da yapılamayacağının; neyin isteneceği ya da istenemeyeceğinin; neye sahip olunacağı ya da olunamayacağının bilinmesidir. Kısacası etik, insan tutum ve davranışlarının iyi-kötü, doğru-yanlış açısından değerlendirilmesidir." [4]

"Etik, ilkelere uymamanın sonucu, sosyal yaptırımdır. Bu ilkelere uymayan kişi anti-sosyal bir davranış sergilediğinden kendi onurunu ve toplumdaki saygınlığını zedelemiş olur. Ortak etik değerlere saygısızlık, mutsuzluğu, disiplinsizliği, dışlanmayı ve başarısızlığı doğurur." [1]

Bilişim ve Etik
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin (yazının kalanında "bilişim teknolojileri" olarak değerlendirilecek) hızla gelişip hayatın vazgeçilmez bir parçası olmasıyla birlikte sanayi toplumu, yerini bilgi ve iletişim faktörlerinin ön plana çıktığı, oldukça farklı yapısal özelliklere sahip olan yepyeni bir toplum modeline bırakmıştır. Bu yeni toplumu Peter F. Drucker "bilgi toplumu (knowledge society)",  Zbigniew Brezezinski "teknokratik çağ (the technotronic era)", Y. Masyda "enformasyon toplumu (information society)" [5] ve Aydın Köksal "bilişim toplumu" [6] olarak isimlendirmiştir.

Bilgisayar, iletişim ve ağ / internet ortamlarında uyulması gereken kuralları tanımlayan normlar ve kodlar kısaca bilişim etiğini ifade eder. Bu norm ve kodların temel amacı, kişilerin maksimum fayda ve minimum zarar ile bu ortamları kullanmasını güvence altına almaktır. Buna göre bilişim etiği, tüm "bilişim toplumunu" ele aldığı gibi, bireysel olarak da kişisel bilgisayarların kullanımı esnasında uyulması gereken kuralları düzenler.
Uluslar arası Bilgisayar Etik Enstitüsü, Bilişim teknolojilerinin uygun kullanımı amacıyla, İngilizce dışında aralarında Türkçenin de bulunduğu 17 farklı dile çevrilen "Bilgisayar Etiğinin 10 Emri"ni yayınladı [6]:

  1. Bilgisayarı başkalarına zarar vermek için kullanmamalısınız.
  2. Başkalarının bilgisayar çalışmalarına burnunuzu sokmamalısınız.
  3. Size ait olmayan bilgisayar dosyalarını incelememeli/karıştırmamalısınız.
  4. Bilgisayarı hırsızlık yapmak için kullanmamalısınız.
  5. Bilgisayarı yalancı şahitlik yapmak için kullanmamalısınız. (örneğin, sahte log dosyaları)
  6. Ücretini ödemediğiniz lisanslı bilgisayar programlarını kullanmayınız ve/veya kopyalamayınız.
  7. Başkalarının bilgisayar kaynaklarını izinsiz ya da karşılıksız kullanmamalısınız."
  8. Başkalarının bilgisayar çıktılarını kendinize mal etmemelisiniz.
  9. Yazdığınız programların ya da dizaynını yaptığınız sistemlerin toplumsal sonuçlarını göz önünde bulundurmalısınız.
  10. Bilgisayarınızı her zaman saygı kuralları çerçevesinde kullanmalı ve diğer insanlara saygı duymalısınız.
İnternet Etiği
Hayatın içinde olmanın ötesinde hayatın kendisi haline gelen internete ayrı bir başlık açmak kaçınılmazdır. "İnternet ve Etik" dendiğinde karşılaşılacak konular, kişilik haklarının korunması, özel yaşamın gizliliği, mahremiyet, haber – reklam ayrımının belirsizliği, ticari sır, veri güvenliği gibi başlıklar altında literatürde yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.[7]
İnternet kullanımı konusunda uyulması gereken etik kurallar, şu şekilde maddelendirilebilir:[8]
  1. İnternette bize yapılmasını istemediğimiz davranışları biz de başkalarına yapmamalıyız ve gerçek hayatta nasıl davranmamız gerekiyorsa o şekilde davranmalıyız.
  2. İnternette ne yapılacağına dair etik bir ikileme düştüğümüzde gerçek hayatta ne yapmamız gerekiyorsa öylece hareket etmeliyiz.[9]
  3. İnternette karşılaştığımız tanıştığımız kişilerin belki yüzünü göremiyor, sesini duyamıyor ve yüz mimiklerini gözleyemiyoruz fakat bütün bu şartlar, bizim normal yaşamda insanlara göstermiş olduğumuz saygıyı sanal dünyadaki insanlara göstermememize neden olmamalıdır. İnternette karşılaştığımız insanlara da aynı seviyede saygımızı göstermeliyiz ki benzer bir davranışla karşılığını alabilelim.[9]
  4. İnternet sadece Türklerin, Avrupalıların veya Asya kültüründen insanların olduğu bir ortam değildir. Dünyanın her bölgesinden insanlar bu ortamda varlık göstermektedirler. Her kültürün kendine göre değer ve inançları vardır. Bizim için normal olan bir söz başka bir kültürde yanlış algılanabilmektedir. Bu noktayı göz önüne alarak sanal ortamdayken hassasiyetle hareket etmeliyiz.
  5. İnternetle henüz tanışmış kişilerin yapabilecekleri yanlışlıkları anlayışla karşılamalı onlara yol gösterici olmalıyız.
  6. Sanal ortamdaki sataşmalara karşılık verip zaten istedikleri böyle bir davranış olan insanlara alet olmamalı interneti bu şekilde kirletilmesini önlemeye çalışmalıyız.
  7. Kendimizin ya da başkalarının özel hayatına karşı saygılı olmalıyız. Kendimize veya başkalarına ait özel sırları Internet ortamına aktarmamaya dikkat etmeliyiz.
  8. İnternette yüz hareketleri görülmez, ses tonumuz duyulmaz yani sadece yazdıklarımızla varız. Bu nedenle yazdıklarımıza çok dikkat etmeli örneğin büyük harflerle yazı yazmamalıyız. Çünkü büyük harf yüksek ses ve kızgınlık manasına gelmektedir. Cümlelerimizin nitelikli, ölçülü ve dengeli olmasına özen göstermeliyiz. Fikirlerimizi gayet net, sade ve ahlâk kuralları çerçevesinde yazmalıyız.
  9. İnternette yazdığımız yazıları eğer gerçek ortamda karşımızdaki kişiye söyleyemeyeceksek yazmamalıyız, yazdığımız şeyleri gerçek ortamda söyleyip söyleyemeyeceğimizi kontrol ettikten sonra göndermeliyiz. [9]
  10. İnternet ortamının sağladığı olanakların yasa dışı biçimde insanlara zarar verme, başkalarının işlerini engelleme, gizli ve kişisel bilgilerini ele geçirip yararlanma, her türlü sahtekarlık, yolsuzluk, dolandırıcılık ya da hırsızlık gibi kötü amaçlı kullanımına yol açmamalıyız ve göz yummamalıyız.
  11. İyelik haklarını zedelememeye özen göstererek, başkasının veri kaynaklarını ve düşüncelerini, yazılımlarını kendimizinmiş gibi sahiplenmeye kalkışmamalıyız. [11]
Bununla birlikte, haberleşme ve tartışma listeleri, e-posta kullanımı, web sitesi (ya da çok yaygın kullanılmaya başlandığı şekliyle "blog") yayıncılığı ve benzeri internetle ilgili onlarca konu için etik kurallar çerçevesinde ayrı ayrı maddeler sıralanabilir, ayrı ayrı makaleler yazılabilir (Detaylı bilgi için: Türkoğlu, Tanol; İnternetin Kitabı; Beyaz Yayınları).

12.2.15

Hukuk Açısından Bilişim Sistemi Tanımı Nasıl Yapılmalı?

Yorum: Muharrem Aydın
Bilişim sistemleri, en basit şekilde bir girdi verisini (input data) aritmetik ve/veya mantıksal işlemlerden geçirerek çıktı verisini (output data) üreten sistemlerdir. Günümüz modern bilişim sistemlerini betimlerken bu tanımı otomatik işlem yapan elektronik / manyetik sistemler şeklinde zenginleştirebiliriz.

Bilişim sistemleri, günlük hayatımızın her anında karşımıza çıkmakta, her geçen gün daha fazla alanda yaşantılarımıza nüfuz etmektedir. Otomobilimizin rot-balans ayarını yapan cihazlardan (“bilgisayarlı rot-balans yapılır” tabelalarını hatırlarsınız) doğrudan otomobilimizin içindeki beyinlere (özel servisler de dâhil bu şekilde isimlendiriliyor), çamaşır makinelerinden cebimizdeki telefonlara kadar birçok örneğini hayatın içinden çıkarabiliriz.


Peki, hukuk açısından bilişim sistemi tanımını nasıl yapmalıyız?
Bilişim sistemleri hayatımıza girmeye başladığında, o zamana kadar hiç bilmediğimiz ya da yapmadığımız şeyleri kazandırmadı; zaten hayatımızın içinde olan şeyleri, belki onlarca senelik işin birkaç saniyede yerine getirilebilmesi boyutlarında, kolaylaştırdı. Bu açıdan değerlendirildiğinde, “bilişim suçları” gibi ayrı bir başlık açmanın gerekli olmadığı sonucuna varılabilir.

Bununla birlikte, gerek imkânsız gibi görünen bazı işleri mümkün hale getirmesi (kapıyı açma ihtimali olan milyonlarca anahtarı birkaç dakikada deneyebildiğinizi düşünün), gerek “yazılım” kavramıyla ortaya çıkan sanal varlıklar ve bu varlıklara karşı işlenen suçlar, gerekse kurulan iletişimin yüz yüze olmaması nedeniyle “sanal âlem” için yeniden tanımlanması gereken ahlak sistemi (Hiroşima’ya atom bombası atan pilotun vicdanı, bir düşman askerini gözünün içine baka baka öldüren askerin vicdanı kadar sızlamamıştır!), var olan hukuk sisteminde bazı kavramların bilişim sistemleri adına “düzenlenmesi” ve belki de "yeniden tanımlanması" gereğini ortaya koymaktadır.

Bu düzenlemeleri yaparken, bilişim sisteminin ne olduğunun belirlenmesi, hangi durumlarda bilişim sistemine karşı ya da bilişim sistemi aracılığıyla bir suç işlenmiş olduğunu belirlemek adına son derece önemli bir hal almaktadır. Yukarıdaki tanım ya da 5237 sayılı TCK’nın 243. maddesinin gerekçesindeki tanımla yapılacak bir değerlendirme ile, günümüzde hemen hemen her suç içinde bir bilişim suçu unsuru bulmak mümkün hale gelebilir. Bu bağlamda, hukuk sisteminde konu edilen bilişim sisteminin “genel amaçlı kullanılabilme özelliği” ile değerlendirilmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Son olarak, her ne kadar sonuç olarak aynı görüşü paylaşsam da, 2007/6-136 emsal numaralı Yargıtay Kararında, Sayın Kubilay Taşdemir’in bilişim sistemi tanımı konusunda “sistem bir şekilde çökse işlemin kesinlikle gerçekleştirilemeyeceği durumlar” değerlendirmesine de katılmadığımı belirtmek isterim. Nitekim örnek verdiği ATM ile gerçekleştirilen faaliyet de nihayetinde para çekme / yatırma vb. bir işlemdir ve sistemin çökmesi durumunda da gerçekleştirilebilir, ATM sistemi yokken de bu işlemler gerçekleştiriliyordu.

Doktrinde Bilişim Sistemi Tanımı

Doktrinde Bilişim Sistemi
Siber Suç Sözleşmesi’nde bilgisayar sistemi konu edilmiş ve bu sistem “bir programa uygun olarak, verinin otomatik olarak işlenmesi vazifesini yerine getiren herhangi bir cihaz ya da birbirleriyle bağlı veya ilişkili bir grup cihaz” olarak tanımlanmıştır.

Bilişim sistemleri, enformasyon sistemlerinin bir alt kümesini oluşturmaktadır. Enformasyon sistemleri sınıflandırmasındaki her türlü işlevi içerebilmekle birlikte, sadece “enformasyonun otomatik makineler aracılığıyla ve otomatik olarak işlenmesini sağlayan sistemler” olarak tanımlanması mümkündür. Görüleceği üzere bu tanım işlevsel olmaktan çok araçsal bir tanımdır[1].

Bilgisayarların, bilgi ve enformasyonun işlenmesinde en yaygın kullanılan araç olması, bilişimin kendisinin bilgisayar ile birlikte anılması ve birbiriyle bağlantılı olarak tanımlanması sonucunu doğurmuştur. Bu anlayışın izleri, “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı”nda da görülmektedir. Tasarının 2. maddesinin d fıkrasında bilişim sistemi, “bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve programlardan oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi” şeklinde tanımlanmıştır[2].

765 sayılı TCK’de yer alan “bilgileri otomatik işleme tabi tutan sistem” ifadesi yerine 5237 sayılı TCK’de “bilişim sistemi” ifadesi kullanılmıştır. Kanunun 243. maddesinin gerekçesinde bilişim sistemi, “verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemlerdir” şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklama itibarıyla bilişim sistemi, 765 sayılı TCK’de yer alan ifadeden verilerin toplanıp yerleştirilmesi ve sistemin manyetik olması bakımından farklılık göstermektedir.

5237 sayılı TCK’nin 243.maddesi gerekçesinde yer alan bilişim sistemi açıklamasında, sistemin otomatik olarak işlem yapabilmesi ve sistemin veri işleyebilmesi unsurları önemli hale gelmektedir. Bu hususlarla birlikte, doktrinde, bilişim sisteminin diğer belirli düzeylerde veri işleyebilen araçlardan ayırt edilebilmesi için “genel amaçlı kullanılabilme özelliği” de eklenmektedir[3].

Özetle, doktrinde, bir sistemin bilişim sistemi olarak kabul edilmesi için taşıması gereken ana unsurlar şu şekilde sıralanır:

  1. Sistemin otomatik olarak, yani insan müdahalesi olmaksızın işlem yapabilmesi,
  2. Sistemin “veri[4]” işleyebilmesi,
  3. Sistemin, genel amaçlı kullanılabilme özelliği olması.

Bilişim Sistemleri ile İlgili Tanımlar

Bilişim Sistemleri İle İlgili Bazı Teknik Terimler
Bilişim suçları, 2 grupta değerlendirilebilir:
  1. Birinci grupta bilişim sistemlerine karşı işlenen suçlar yer alır. 5237 sayılı TCK'nın 10. Bölümünde yer alan ve TCK 243, TCK 244 ve TCK 245'te düzenlenmiş olan suçlar bu kapsamdadır.
  2. İkinci grupta ise bilişim sistemleri aracılığı ile işlenen suçlar yer almaktadır. Bu suçlarda, suç doğrudan doğruya bilişim sistemine karşı işlenmez ancak bilişim sistemi araç olarak kullanılır. Sözgelimi, TCK 142/2.e'de hırsızlık suçunun bilişim sistemleri aracılığı ile işlenmesi ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiştir. Burada, bilişim sistemi, hırsızlık suçunda bir araç konumundadır.
Türk Dil Kurumu Güncel Sözlüğünde bilişim, “İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi” olarak tanımlanmakta; aynı zamanda Fransızca kökenli “enformatik” teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır.

Enformatik kelimesi, “enformasyon”[1] ve “otomatik” kelimelerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiştir ve genel olarak “enformasyonun otomatik makineler aracılığıyla işlenmesi” anlamındadır.

Headrick, bilişim sistemlerinin de dahil olduğu enformasyon sistemlerini, geniş anlamda, insanların enformasyonu düzenleyip idare ettikleri sistem olarak tanımlamaktadır. Bu kapsamda enformasyon sistemleri:
  • Enformasyonun toplanmasına ilişkin sistemler (gazetecilik faaliyetleri, anketler vs.),
  • Enformasyonun düzenlenmesi ve sınıflandırılmasına ilişkin sistemler,
  • Enformasyonun dönüştürülmesine ilişkin sistemler (istatistik vs.),
  • Enformasyonun saklanmasına ve arandığında kolayca tekrar bulunmasına ilişkin sistemler (sözlük, ansiklopedi vs.),
  • Enformasyonun iletilmesiyle ilgili sistemler (gazete, radyo, internet vs.) olarak sınıflandırılabilir[2].

Yargı Kararlarında Bilişim Sistemi Tanımı

Bilişim Sistemi Tanımı Yapılan Bir Yargı Kararı
E. 2009/11-193, K. 2009/268, T. 17.11.2009
...
765 sayılı TCK'nın onbirinci babı az önce vurguladığını gibi "Bilişim Alanında Suçlar" başlığını taşımasına rağmen, bu babta yer alan maddelerde (525/a-b-c-d) bilişim kavramı yer almamış, anılan maddelerde anahtar sözcük olarak "bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistem" kavramı kullanılmış, ancak bu kavramın da ne anlama geldiği yasada açıklanmamıştır.
Söz konusu Onbirinci Babı 765 sayılı TCK'ya ekleyen 3756 sayılı Yasa'nın gerekçesinde "bilgileri otomatik işleme tabi tutan sistem" kavramının yanında ayraç içinde bilgisayar kavramı kullanılmıştır.
5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı TCK'daki" bilgileri otomatik işleme tabi tutan" ifadeleri terk edilerek yerine "bilişim sistemi", diğer herhangi bir unsur yerine ise "veri" kavramları kullanılmıştır.
Bilişim kavramının öğretide değişik tanımları yapılmıştır. Bir tanıma göre "bilişim; teknik, ekonomik, sosyal hukuk ve benzeri alanlardaki verinin saklanması, saklanan bu verinin otomatik olarak işlenmesi, organize edilmesi, değerlendirilmesi ve aktarılmasıyla ilgili bilim dalıdır" (Yenidünya, A.Caner-Değirmenci Olgun, Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda Bilişim Suçları, İstanbul Legal Yayımevi, s. 27-2003).
Bilişim kelimesi, Fransızca bir kelimeden Türkçeye çevrilmiş olup, Fransızca "bilgi" ve "otomatik" kelimelerinin birleşmesinden türemiştir. Bilginin otomasyona tabi tutulması sonucunda işlenmesi, yani verilerin saklanması, organize edilmesi, değerlendirilmesi, nakledilmesi ve çoğaltılması anlamlarını içermektedir. Günümüzde bütün bu işlemleri yapabilme özelliğine sahip cihazlar ise bilgisayarlardır.
Veri: Bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değerdir. (5651 sayılı Kanun m. I-k)
Başka bir tanımla “... bilgisayar tarafından iletişim, açıklama ve işlem amacıyla herhangi bir gaye, konu, durum, koşul, fikir ya da diğer unsurları açıklamak için (ve) sayılan, harfleri, simgeleri belirtmek üzere kullanılan genel terim ... dir.” (Yüksel Ersoy; Genel Hukuki Koruma çerçevesinde Bilişim Suçlan, A.Ü. 5.B.F.D. s. 119, s. 3-4, s. 169 Ankara-1994)
Bilişim sistemi ise, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik olarak işleme tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. (5237 sayılı TCK'nin 243. madde gerekçesi)
Bilişim sisteminin, bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutması ve manyetik olması dışında en önemli özelliği, genel amaçlı kullanımı özelliğidir. Yani belli bir işin yapılmasına özgülenip başka bir fonksiyon eda edemeyen bir sistem bilişim sistemi değildir. Örneğin otomatik çamaşır makineleri, elektronik uzaktan kumandalı programlanabilen buzdolabı, genel amaçlı işlem yapamadıklarından, yani yüklenen değişik programlara göre başka nitelikli işlemleri yapamadıklarından bilişim sistemi olarak kabul edilmeyecektir. (Levent Kurt, Açıklamalı-İçtihatlı Tüm Yönleriyle Bilişim Suçları ve Türk Ceza Kanunundaki Uygulaması s. 14, Seçkin Yayınevi, Ankara-2005)
Özetlersek, 765 sayılı Yasa'da kullanılan "bilgileri otomatik işleme tabi tutan bir sistem" ibaresi ile 5237 sayılı Yasa'da yer alan "bilişim sistemi" kavramları ile genel amaçlı kullanıma uygun bilgisayarlar anlatılmak istenmiştir.
Bilişim ile bilgisayar terimleri aynı anlamda kullanılmaktaysa da, gerçekte bunlar aynı şey demek değildir. "Bilişim" sözcüğü "bilgisayar" kelimesine oranla daha geniş kapsamlıdır. Bilgisayar, aritmetik ve mantık işlemi dizeleriyle oluşturulmuş programlara göre verileri (bilgileri) otomatik işlemlere tabi tutan sistemlere verilen ortak isim iken, bilişim ise bilgisayardan da faydalanmak suretiyle bilginin saklanması, iletilmesiyle işlenerek kullanılır hale gelmesine konu olan akademik ve meslek disipline verilen addır, başka bir deyişle bilgisayar kullanma ilmidir. (R. Yılmaz Yazıcıoğlu, Bilgisayar Suçları, s. 131, Alfa Yayınevi 1997)